AnasayfaRADYOGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
SITEMIZIN FORMU ACILMISTIR :::::::: SITEMIZDEN KONULARA KATILMAK VE PAYLASMAK ICIN ÜYE OLUNUZ SIMIDEN ALLAH RAZI OLA:::::: LÜTFEN ARGO KÜFÜRLÜ KELIMELRDEN SAKINIZ ALLAH RAZI OLA:::: ISTERSENIZ RADYOMUZU DINLEYEBILIRSINIZ :::: KUDI FM

Paylaş | 
 

 Resuılullah'sav' Miraç'ta yaşadıkları

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
EyLüL



Mesaj Sayısı : 16
TÜRCÜBE PUAN : 48
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 25/08/10

MesajKonu: Resuılullah'sav' Miraç'ta yaşadıkları    Çarş. Ağus. 25, 2010 8:06 am

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


“Bir gece[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm’dan[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] noksan sıfatlardan münezzehtir; O[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] gerçekten işitendir[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] görendir.”



(İsra :1)







Mirac Gecesi[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Recep ayının 27. gecesidir. Mirac mucizesi[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] hicretten bir buçuk yıl önce[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] 621 yılı başlarında vuku bulmuştur. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.v) Mescidül-Haram’dan Beytü’l-Makdis’e (Kudüs) götürülür. Kur’an’ın andığı bu aşama[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.v)’in Beytü’l-Makdis’ten [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]’a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur’an’da anılmaz[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] ama çok sayıdaki hadis-i şerifde ayrıntılı biçimde anlatılır.







Hadis kitaplarında rivayet edildiği üzere:



Hz. Peygamber (s.a.v) Burak ile Beytü’l Makdis’e vardıktan sonra oradaki büyük ve sert kayadan göğe çıkarıldı. Her bir gökte peygamberlerden biriyle görüştü[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] nice nice melekler gördü. Cennet ve cehennemin durumlarını gördü[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Sidre-i Müntehâ’ya geçti[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]’ın melekût âleminden bir çok acaib şeyler gördü. Nihayet beş vakit namazın farz kılınması emri ile aynı gecede geri döndü.







Sabahleyin Mescid-i Haram’a çıkıp Kureyş’e haber verdi. Hayret etmek ve kabul etmemekten kimi el çırpıyor[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kimi elini başına koyuyordu. İman etmiş olanlardan bazıları dönüp dinden çıktı. Birtakım erkekler Ebû Bekir’e koştular.



Ebu Bekir;



“Eğer o[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] bunu söylediyse şüphesiz doğrudur” dedi.



Onlar:



“Onu bu konuda da mı tasdik ediyorsun?” dediler.



O da:



“Ben onu bundan daha ötesinde tasdik ediyorum[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] sabah akşam gökten getirdiği haberleri yani peygamberliğini tasdik ediyorum” dedi. Bunun üzerine kendisine Sıddık unvanı verildi.



Kureyşliler içinde Beytü’l-Makdis’i o zamanki haliyle bilenler vardı. Bunlar[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] onun vasıfları ve durumuyla ilgili sorular sordular[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] tanımlamasını istediler. Derhal Hz. Peygambere Beytü’l-Makdis gösterildi. Bunun üzerine ona bakıp anlatıyordu.



“Gerçi Beytül-Makdis’i tanımlamada isabet etti.” dediler.



Sonra:



“Haydi bakalım bizim kervandan haber ver[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] o bizce daha önemlidir[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] onlardan bir şeyle karşılaştın mı?” dediler.



Peygamber (s.a.v)



“Evet[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] falancanın kervanlarıyla karşılaştım[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Revhâ’da idi. Bir deve kaybetmişler arıyorlardı. Yüklerinde bir su kadehi vardı. Susadım onu alıp su içtim ve yine eskiden olduğu gibi yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalım kadehte suyu bulmuşlar mı?” buyurdu.



“Bu da diğer bir alâmettir” dediler. Sonra sayıların[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] yüklerini ve görünüşlerini sordular.



Bu defa da kervan olduğu gibi Hz. Peygambere gösterildi ve sorduklarının hepsine cevap verdi ve buyurdu ki:



“İçlerinde falan ve falan önde[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] boz renkte bir deve üzerinde dikilmiş iki harar olduğu halde falan gün güneşin doğması ile beraber gelirler”.



Bunun üzerine:



“Bu da diğer bir âyettir” dediler ve o gün hızla Seniyye’ye doğru çıktılar. Güneş ne zaman doğacak da onu yalancı çıkaracağız diye bakıyorlardı. Derken içlerinden birisi:



“Güneş doğdu!” diye haykırdı. Diğer birisi de:



“İşte kervan geliyor[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] önünde boz bir deve ve içlerinde falan ve falan da var[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] tıpkı (Hz. Muhammed’in) dediği gibi” dedi. Böyle olduğu halde yine iman etmediler de:



“Bu apaçık bir büyüdür.” dediler.







Bazıları göğe yükselmenin de “Burak” üzerinde meydana geldiğini söylemişler ise de gerçek olan şudur: Mescid-i Aksâ’ya kadar İsrâ (gece yolculuğu) Burak ile olmuş. Ondan sonra Mirac[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] asansör kurulmuştur.







Ebu Sa’îd-i Hudrî’den rivayet olunduğu üzere Resulullah buyurmuştur ki:



“Beytü’l-Mak-dis’te olanları bitirdiğim zaman Mirac getirildi ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] ben ondan güzel bir şey görmedim. Ve o[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] odur ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] ölünüz can çekişme vaktinde gözlerini ona diker. Arkadaşım[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] beni[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] onun içinde kapılardan bir kapıya ulaşıncaya kadar çıkardı ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] ona “Koruyucu melekler kapısı” denir. Koruyucular kapısı[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] gök koruyucularının beklediği dünya göğü kapısıdır.



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



Nitekim bu konuda



“Ve onu[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] her kovulmuş şeytandan koruduk” (Hicr[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] 15/17) buyurulmuştu.







Ve Ebu Sa’îd-i Hüdrî’nin diğer bir rivayetinde şu detaylı açıklama vardır:



“Sonra Mirac getirildi -ki insanların ruhu onda göğe yükselir. Baktım ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] gördüğüm şeylerin en güzeli; görmez misin ölmek üzere olan kimse[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] ona nasıl gözünü diker? Bunun üzerine dünya göğü kapısına kadar yükseltildik. Cebrail kapının açılmasını istedi.



“O kimdir?” denildi.



“Cibril” dedi.



“Yanındaki kim?” denildi.



“Muhammed” dedi.



“Öyle mi?



O Peygamber olarak gönderildi mi?” denildi.



O[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] “evet” dedi.



Hemen kapıyı açtılar ve beni selamladılar. Bir de ne bakayım görevli bir melek gördüm ki göğü koruyor ve ona İsmail deniliyor[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] emrinde yetmişbin melek ve her birinin emrinde yüzbin melek var.







[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



“Burada Resulullah (s.a.v) şu âyeti okudu:







“Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kendilerine kitap verilenler[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kesin bir bilgiyle inansın[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: “[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.][Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] bu örnekle neyi anlatmak istedi?” İşte [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.][Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını Kendisi’nden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.”



(Müddessir[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] 74/31)







ve buyurdu ki:







Derken bir adam ile beraberim ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] şekli [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]’ın yarattığı günkü gibi[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] ondan hiçbir şey değişmemiş[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kendisine soyundan olan insanların ruhu arzediliyor: “Mümin ruhu[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] hoş ruh[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] hoş kokuludur. Bunun kitabını (iyilerin defterin)de kılın” diyor. “Kâfir ruhu ise; kötü ruh[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kötü kokuludur. Bunun kitabını (kötülerin defterin) de kılın” diyor.



“Ey Cibril! bu kim?” dedim.



“Baban Âdem” dedi. Ve o[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] bana selam verdi[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] gönlümü aldı[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] hayır ile dua etti



“Hoş geldin salih peygamber ve salih evlad” dedi.



Sonra baktım bir toplum gördüm ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] dudakları deve dudağı gibiydi. Onlara bir takım memurlar görevlendirilmişti[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] dudaklarını kesiyorlar ve ağızlarına ateşten bir taş koyuyorlar[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] bu taşlar makadlarından çıkıyordu.



“Ey Cibril! Bunlar kimler?” dedim.



O: “Yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir” dedi.



Sonra baktım bir toplum vardı ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] derilerinden sırım kesiliyor ve ağızlarına tıkılıyor. Ve yediğiniz gibi yiyiniz deniliyor. Ve bu onlara en iğrenç bir şey oluyor.



“Ey Cibril! Bunlar kimler?” dedim.



“Bunlar o koğucular[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] fitnecilerdir ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] insanların etlerini yerler ve sövmek ile ırz ve namuslarına saldırırlar.” dedi.



Sonra baktım bir toplum var ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] önlerine bir sofra kurulmuş[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] üzerinde benim gördüğüm etlerin en güzellerinden kebaplar var[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] etraflarında da leşler var. Onlar[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] o güzel etleri bırakıp bu leşlerden yemeğe başladılar.


“Bunlar kim? Ey Cebrail!” dedim. O:



“Bunlar zinakarlar” dedi. “[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]’ın helal kıldığını bırakırlar da haram kıldığını yerler.”



Sonra baktım bir toplum var ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] karınları evler gibidir. Bunlar Firavun ailesinin yolu üzerinde bulunuyor. Firavun ailesi sabah ve akşam ateşe atılırken bunlara uğruyor[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] uğradı mı bunlar bir fırlıyorlar[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] fırlayınca her biri karnının ağır basması ile düşüyor ve bunun üzerine Firavun ailesi bunları ayaklarıyla çiğniyorlar.



“Ey Cibril! Bunlar kimler?” dedim…



Dedi ki:



“Bunlar[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] karınlarında faiz yiyenlerdir. “onların misali kendisini şeytan çarpmış olan kimse gibidir”.



Sonra birtakım kadınlar memelerinden asılmış ve birtakım kadınlar[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] baş aşağı ayaklarından asılmış.



“Ey Cibril! Bunlar kimler?” dedim. O:



“Bunlar zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlardır” dedi.



Sonra ikinci göğe çıktık. Orada Yusuf ile buluştum. Ümmetinden kendine tabi olanlar da etrafında idi. Yüzü[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] ayın ondördündeki dolunay gibiydi. Bana selam verdi[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] hoş geldin dedi.



Sonra üçüncü göğe geçtik. Orada iki teyzeoğlu; Yahya ve İsa ile buluştum. Giyimleri ve saç sakalları birbirine benziyordu. Bana selam verdiler. Hoş geldin dediler.



Sonra dördüncü göğe geçtik. İdris ile buluştum. Bana selam verdi[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] hoşgeldin dedi. Nitekim yüce [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]:







[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


“Biz onu yüce bir yere yükselttik” (Meryem[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] 19/57) buyurmuştur.



Sonra beşinci göğe geçtik. Orada milletine sevdirilmiş olan Harun ile buluştum. Etrafında ümmetinden birçok tabileri vardı[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] uzun sakallı idi. Sakalı hemen hemen göbeğine değecekti. Beni selamladı[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] hoşgeldin dedi.



Sonra altıncı göğe çıktık[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Orada Musa b. İmran ile buluştum. Çok kıllı idi. Üzerinde iki gömlek olsaydı kılları onlardan çıkardı. Musa dedi ki:



“İnsanlar beni “[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] katında en şerefli olan yaratık” diye iddia ederler. Bu ise [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] katında benden yalnız daha şerefli olsaydı aldırış etmezdim. Fakat her peygamber ümmetinden kendine uyanlarla beraberdir. “



Sonra yedinci göğe geçtik. Ben[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] orada İbrahim ile buluştum. Sırtını Beyt-i Ma’mur’a dayamıştı. Beni selamladı.



“Salih Peygamber ve Salih evlad hoş geldin” dedi. Bunun üzerine bana denildi ki:



“İşte senin yerin ve ümmetinin yeri.”



Sonra Resulullah[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]







[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


“Gerçekten İbrahim’e insanların en yakını[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] zamanında ona tabi olanlarla şu Peygamber (Hz. Muhammed) ve ona iman edenlerdir. [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] müminlerin yardımcısıdır.“



(Al-i İmran[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] 68) âyetini tilavet etti ve buyurdu ki:







“Sonra Beyt-i Ma’mur’a girdim[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] içinde namaz kıldım. Ona her gün yetmişbin melek girer[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Kıyamete kadar geri de dönmezler. Sonra baktım bir ağaç var ki bir yaprağı bu ümmeti bürür. Bunun kökünde bir kaynak akıyor[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] iki kola ayrılıyordu.



“Ey Cibril! Bu nedir?” dedim. O:



“Şu rahmet nehri[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] şu da [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]’ın sana verdiği Kevser’dir” dedi. Bunun üzerine rahmet nehrinde yıkandım[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] geçmiş ve gelecek günahlarım bağışlandı. Sonra Kevser’in akış istikametini tuttum ve nihayet cennete girdim. Bir de ne bakayım orada hiçbir gözün görmediği[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kulağın işitmediği[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] insan kalbine gelmeyen şeyler var.







Namaz Emri







Sonra yüce [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] bana emrini emretti ve elli namaz farz kıldı. Ondan sonra Musa’ya uğradım.



“Rabbin ne emretti?” dedi.



“Üzerime elli namaz farz kıldı” dedim. O:



“Dön[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] azaltması için Rabbine yalvar. Çünkü ümmetin bunun altından kalkamaz” dedi.



Rabbime döndüm[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] azaltması için yalvardım. O benden on vakit namaz indirdi. Sonra Musa’ya döndüm. Bu şekilde Musa’ya uğradıkça Rabbime dönüyordum. Sonunda beş vakit namaz farz kıldı.



Musa[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] yine:



“Rabbine dön[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] azaltmasını iste” dedi.



Ben:



“Çok müracaat ettim[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] artık utandım.” dedim.



Bunun üzerine bana denildi ki:



“Sana bu beş vakit namaz[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] elli namazdır. Bir iyilik on katı iledir. Her kim iyilik yapmaya gayret eder de onu işlemezse[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] onu bir iyilik yazılır[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] işleyene de on iyilik yazılır. Her kim de bir günah yapmaya teşebbüs eder de işlemezse bir şey yazılmaz[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] işlerse bir günah yazılır.”





Alâî Tefsiri’nden Âlûsî’nin naklettiğine göre[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Resulullah’ın İsra gecesi biniti beş tane idi. Birincisi Beytü’l-Makdis’e kadar Burak. İkincisi dünya göğüne kadar Mi’rac; üçüncüsü yedinci göğe kadar meleklerin kanatları; dördüncüsü Sidre-i Münteha’ya kadar Cibril’in kanadı; beşincisi Kâbe Kavseyn’e (Mirac gecesi iki yay arası kadar [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]’a yaklaşmasına) kadar Refref (manevî bir binek)























Farsça bir şiirde şöyle denilmiştir:







“Renk Onu[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] yani Muhammed (s.a.v.)’i âyetlerimizden göstermemiz için geceleyin yürüttük. Bu şekilde Mirac[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Peygambere âyet göstermekten ibaret değil[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Peygamberin kendisini bir âyet olarak kâinata göstermek olmuştur.



[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Gerçekten Necm Sûresi’nin inişi daha önce olduğuna göre[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Peygamber hakkında;







“Andolsun[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] O[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü” (Necm[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] 53/18)







anlamı daha önce gerçekleşmiştir. Ve o[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kendisi [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]’ın âyetlerinden en büyük bir âyettir. Ve İsrâ’nın hikmeti de ona göstermeden çok[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] onu göstermeye daha uygundur.







Muhakkak ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] ancak o[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] herşeyi işiten ve herşeyi görendir. Tefsircilerin çoğu[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] bu zamiri yüce [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]’a işaret etmek üzere tefsir etmişler ve meâlini şöyle açıklamışlardır: O noksan sıfatlardan münezzeh zattır ki[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] ancak o[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kulunun gizli ve açık bütün hallerini gerçek anlamda gören ve haberdar olan ve bundan dolayı[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] bu yüksek makama ehil ve layık olduğunu bilendir. Onun için bu makamı ona tahsis etmiş ve ona bu şekilde ikramda bulunmuştur. Bu şekilde âyet[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] gıyabdan (üçüncü şahıstan) birinci şahısa iltifat (çevirme) ile başlamış ve birinci şahıstan üçüncü şahısa iltifat ile son bulmuş olur. Aynı zamanda kâfirlere karşı bir tehdid mânâsını da gerektirir. Ebu’l-Bekâ’nın naklettiğine göre[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] bazı tefsirciler de zamirin Peygambere işaret ettiğini söylemiş ve âyetin meâlinde demiştir ki: “Gerçekten sözümüzü işiten ve zatımızı gören yalnız o kuldur”. Bu şekilde üçüncü şahısa iltifat yoktur. Ve âyet[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] zahirine göre yorumlanmıştır. Ancak “zatımızı gören” diye tefsir etmek için açık bir ipucu yoktur. “O gösterdiğimiz âyetleri gören” demek daha açıktır. Bununla birlikte Tıybî demiştir ki: “Zamirin böyle iki ayrı yoruma muhtemel olarak gelmesinin sırrı[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Hz. Peygamberin yüce [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]’ı görmesi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]’ın sözünü işitmesi ve ancak[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] “Benim yardımımla işitir ve benim yardımımla görür.” Hadisi şerifin mânâsı üzere olduğuna işaret olsa gerektir.







Mirac olayının gerçekleştiği gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenekleşmiştir. Osmanlılar döneminde[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] camiler kandillerle donatıldığı için Mirac kandili olarak anılan geceyi izleyen gün[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] cami ve tekkelerde Mirac olayını anlatan ve Miraciye adı verilen şiirlerin okunması[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Resuılullah'sav' Miraç'ta yaşadıkları
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: HZ MUHAMMED SAV :: HZ MUHAMMED SAV-
Buraya geçin: